Genel Başkanımız Ahmet Yiğit Yıldırım Ülkücü şehitlerimiz Halil Esendağ ve Selçuk Duracık’ın kabrini ziyaret etti.
Genel Başkanımız ziyaretini “Darağacına omuz omuza yürüyen Ülkücü Şehitlerimiz Halil Esendağ ve Selçuk Duracık ağabeylerimizi kabirleri başında dualarla andık.
Hilalin zaferine inanıp, vatanın selameti için şehadet şerbeti içen tüm Ülkücü Şehitlerimizin ruhu şâd olsun.” ifadeleriyle paylaştı.
İçindekiler
ÜLKÜCÜ ŞEHİTLERİMİZİN HAYATLARI
HALİL ESENDAĞ
“Manisa’nın Saruhanlı ilçesine bağlı Gözlet köyünde dünyaya geldi. İmam Hatip Lisesi son sınıfta öğrencisidir. 12 Eylül 1980 darbesi olduğunda 18 yaşında henüz yeni evli bir gençtir. Bazı olaylara karıştığı iddiasıyla polisler tarafından yakalanmış ve askeri darbe sonrasında tutuklanmıştır. Mahkemeye çıkarılmasından kısa bir süre sonra, 12 Eylül Mahkemeleri tarafından idam cezasına çarptırılmıştır. 3 Haziran sabahı hakkındaki idam cezasının infaz edildiğine dair Radyo ve TV’den duyuru yapılmasına karşın. Polisler tarafından cezaevinden alınıp Emniyet Müdürlüğü’ne götürülmüştür. Burada, itiraf etmesi için iki gün boyunca işkence görmüştür. Hiçbir suça karışmadığını söyleyen Ülkücü Şehidimiz. 5 Haziran 1983 günü tekrar Buca Cezaevi’ne getirilip, Canından çok sevdiği ülküdaşı Selçuk Duracık ile beraber ne yazık ki sabahın erken saatlerinde asılarak idam edilmiştir.
SELÇUK DURACIK
Ağabeyimiz 22 yaşındaydı. Türk olmanın zorluklarıyla ilk kez Yugoslavya’da karşılaşmışlardı. Ailesi Yugoslavya’daki baskılara dayanamayıp Türkiye’ye göç etmişti. Manisa’nın Turgutlu İlçesine gelip yerleşmişlerdi. Ülküdaşımız seyyar satıcılık yapıyordu. Daha önce de sadece Ülkücü olduğu için gözaltına alındı. Yine bazı olaylardan dolayı aranmaktaydı. Ekmek tezgahını bırakarak kendi isteğiyle gidip polise teslim olmuştu.
Selçuk Duracık’ın tutuklanmasından kısa bir süre sonra 12 Eylül 1980 Askeri darbesi olmuş, adaletsizlik tavan yapmıştı. Mahkemeler yeterli delillere bakmaksızın vicdansızca ve adaletsizce karar veriyordu. Bu arada Halil Esendağ’ da aynı akıbetle karşılaşmış, iki ülküdaş kader arkadaşı olmuşlardı. Ülküdaşlarımız sorgu sırasında en ağır işkencelere tabi tutulmuşlardı. Hatta idam edilmelerine 2 gün kala dahi bu işkenceler devam etmişti. Suçlar zorla kabul ettirilmeye çalışılıyordu. İdam edilmeden 2 gün önce, idam edildiklerine dair haber çıkmıştı basında. Darbeci sistemin mahkemelerinde görülen adaletsiz adaletin verdiği karar, her iki ülküdaşımız içinde idam olmuştu. Yargıtay da üstünkörü dosya bakmış ve kararı onaylamışlardı. 5 Haziran günü erken saatlerde idamı gerçekleştirilerek şehit edildi.






Bir Cevap Yazın