Genel Başkanımız Ahmet Yiğit Yıldırım, Ülkücü Şehidimiz Ruhi Kılıçkıran’ı kabri başında ziyaret etti. Genel Başkanımız Ahmet Yiğit Yıldırım ziyareti sosyal medya hesabı üzerinden “Toprağa düşen ilk canımız, Ülkücü Şehitlerimizin yolbaşçısı Ruhi Kılıçkıran Ağabeyin kabrini ziyaret ederek, dua ettik.
Ruhi Kılıçkıran’dan, bugüne vatanı için canlarını için feda eden bütün şehitlerimizi rahmet ve hürmetle anıyorum.
Ruhları şâd, mekânları cennet olsun.” ifadeleriyle paylaştı.
İçindekiler
ŞEHİDİMİZİN HAYATI
1946 senesiydi. Osmaniye’nin Rızaiye mahallesinde Ömer Efendi ve Münire Hanım’ın Ruhi adında bir oğlu dünyaya geldi. Lakin dünyaya kadersiz geldi. Ruhi Kılıçkıran, ne yazık ki babasını çocuk yaşta kaybetti. Münire Hanım, Ruhi ve büyük oğlu Hüseyin’i tek başına büyüttü. Onlara baba yokluğunu yaşatmamaya çalıştı.

Soğuk sıcak demeden çalıştı, çabaladı annesini kimseye muhtaç etmedi.
İlk ve ortaöğretimini Osmaniye’de tamamladı. Lakin henüz ilkokul yıllarında, çelik çomak çağında iken o abisi Hüseyin ile simit satarak ailesine destek olmaya çalıştı. Soğuk sıcak demeden çalıştı, çabaladı annesini kimseye muhtaç etmedi. Hakk’a hizmet yolunda haksızlıklarla mücadeleyi bu yıllarda öğrendi. Çok büyük bir ikna kabiliyetine sahip olan ve davranışlarıyla çevresine örnek, bir ruh disiplini ve mücadelede dürüstlük kaynağı olarak kabul ettiği sporun birçok dallarında başarı göstermişti.
1966 senesinde Ankara Üniversitesi’ne İlahiyat Fakültesi’ne kaydoldu. Bu yıllarda geçim zorluğu ile uğraştı. Lakin annesine bu zorluğundan hiç bahsetmedi. Onun için önemli olan tek şey ana duasıydı. Annesinden tek talebi buydu. Bayramları yol parası harcanmasın ailesi zor duruma düşmesin diye Ankara’da yalnız kalmak zorunda kaldı. Bu dönemde bir nevi açlık orucuna tutuyordu. Okumak için geldiği Ankara’da site yurdunda kalıyordu. 4 Ocak 1968 senesinde iftar yemeği için Site Yurdu’nun kantinine gitmişti. Burada orucunu açmış, duasını etmişti.
O sırada içeriye bir grup komünist öğrenci geldi. Kutsal değerlerimize, dinimize en ağır hakaretlerde ve küfürlerde bulundu. Karşılarında ise; susup boyun büküp küfrü kabul edenleri değil Ruhi Kılıçkıran gibi Hak yolunda başını dimdik tutan küffara boyun eğmeyen, zulme duran karşı duran biri çıktı. Ruhi Kılıçkıran, kavgadan yana değildi ama. Önce konuşup küfrü geri almalarını söyledi. Öncelikle Zalimleri uyarmaya çalıştı. Lakin onlar söylemlerini daha çok arttırdılar. Artık uzlaşma şansı ortadan kalkmıştı.
Ruhi Kılıçkıran bir yumrukla elebaşı yere indirdi. Lakin küffar mert değildi, bir kişiye karşı bir sürü kişi, silahsız birine karşı silahlı karşılık… Ruhi Kılıçkıran’ın üzerine çullanan komünistler, onu adice kurşunlayarak ne yazık ki şehit etmiştir. Ülkücü Hareket’in ilk Türk–İslam davası uğruna verdiği ilk şehittir. Şehitler kervanının kurucusudur. Mukaddes emanetlerimizin koruyucusu, ilk can, ilk kan ve ilk fidandır. Ardından ağıtlar yakılmış, şiirler yazılmıştır.





Bir Cevap Yazın